BORÇDAN KURTULMA DUASI

AĞIR BORCA GİRİP BUNALANLAR İÇİN DUA

 

Ağır bir borca girip de alacaklıların karşısında ezilen kimse, CELCELUTİYYE Duasındaki 19. beyit olan bu beyti, her gün ve beş vakit namazdan sonra 7 defa okumaya devam ederse Allah onu sıkıntısından kurtarır.

 

Ela vakdi ya Rabbâhü bi’n-nuri hacetî Bi nuri eşmehin celya serîan kadinkadat”

 

“Ey bu milletin Rabbi olan Allah'ım, Sen Nur ile ihtiyacımı yerine getir. Öyle bir Nur ki, tecellisi seri olur ve hemen iş biter.”

 

 

BORÇLARDAN KURTULMAK İÇİN OKUNMASI GEREKEN DUA - 1

Bismillahirrahmânirrahîm

 

Allahümme faricel hemmi ve kaşife’l-ğammi müciybe da'vetil muddarriyne rahmaned dünya vel ahırati ve rahıymehüma ente terhamüni ferhamni bi rahmetin tuğniyni biha an rahmeti men sivake.

 

BORÇLARDAN KURTULMAK İÇİN OKUNMASI GEREKEN DUA - 2

 

Ebû Abdullah el-Kureşî hazretleri, duası makbul bir zât idi. Mısır’da bulunduğu sırada büyük bir kıtlık olmuştu. Bunun üzerine Mısır’dan ayrılıp Kudüs’e gitti. Filistin’deki Halîlürrahmân denilen yerdeki İbrâhim (a.s)’ın makamını ziyaret etti. Ziyaret sırasında İbrâhim (a.s)’ın makamı yanında uyuya kaldı. Rü’yâsında İbrâhim (a.s) tarafından karşılandı. Ebû Abdullah el-Kureşî, İbrâhim (a.s)’a;

“Ey Halîlullah! Mısır’da büyük bir kıtlık var. Dua buyurunuz” diye arz etti. Hz. İbrâhim de kıtlığın kalkması için dua etti. Ebû Abdullah el-Kureşî daha sonra uyanıp Kudüs’e döndü. Çok geçmeden kıtlığın kalktığı haberini öğrendi.

 

Abdullah Kureşî buyurdu ki:

 

Bir gün hocam Ebü’r-Rabî bana, “Sana bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine öğreteyim mi?” dedi. Ben de, “Evet” deyince, Ebü’r-Rabî bana, “Şu duayı devamlı oku” dedi...

 

Okumamı istediği duâ şöyle idi:

 

 

 

“Yâ Allah, yâ Vâhid, yâ Mûcid, yâ Cevâd, yâ Bâsit, yâ Kerîm, yâ Vehhâb, yâ ze’t-Tavl, yâ Ganî, yâ Mugnî, yâ Fettâh, yâ Rezzâk, yâ Alîm, yâ Hayy, yâ Kayyûm, yâ Rahmân, yâ Rahîm, yâ Bedîassemâvâti vel-ard, yâ ze’l-celâli vel ikrâm. Yâ Hannân, yâ Mennân infehnî minke bi nafhati hayrin tugnînî bihâ ammen sivâk. İn testeftihû fekâd câekümü’l-feth. İnnâ fetehnâ leke fethan mübînâ. Nasrun minellahi ve fethun karîb. Allahümme yâ Ganî, yâ Hamîd, yâ Mubdi’, yâ Muîd, yâ Vedûd, yâ ze’l-arşil Mecîd, yâ Fe’âlen limâ yürîd, ikfini bihelâlike an harâmike ve agninî bi fadlike ammen sivâke vahfaznî bimâ hafizte bihizzikr. Vensurnî bimâ nasarte bihirrusül. inneke alâ külli şey’in kadîr.”

Sonra bana, “Her kim şu duâyı namazlardan sonra, özellikle Cuma namazından sonra okursa, Allahü teâlâ onu her türlü kötülükten muhafaza eder. Düşmanlarına karşı muzaffer kılar, ona ummadığı yerlerden rızıklar verir, geçimini kolaylaştırır. Borcu dağlar kadar büyük ve kabarık olsa dahî, Allahü teâlânın lutfu, keremi ve inâyeti ile öder” dedi.

 

Kendisi şöyle anlatır:

 

Bir gün Abdullah el-Muâvirî’ye gittim. Bana, “Ey şerîf! Başın darda kaldığı zaman, yapacak olduğun bir duâ öğreteyim mi?” diye sordu. Ben de “Evet” dedim. Bunun üzerine şu duâyı öğretti: “Yâ Vâhid, yâ Ehad, yâ Vâcid, yâ Cevâd, İnfehnâ minke bi nefhati hayrin inneke alâ külli şey’in kadîr...”

 

Başım darda kalmadı...

 

Abdullah el-Muâvirî, bu duâyı bana öğretmek için okuduktan sonra, başım hiç darda kalmadı, rızkım çoğaldı. Duâda, maksadın hâsıl olması için, duâ eden kimsenin i’tikâdının düzgün olması, namazını muntazam kılması ve dînin emir ve yasaklarına elinden geldiği kadar uyması şarttır.

 

Ayrıca, bir kimse bir derde veya borca giriftâr olursa, “Allahümme innî eûzü bike minel hemmi vel hazeni ve eûzü bike minel aczi vel keseli ve eûzü bike minel cübni vel buhli ve eûzü bike min galebetid deyni ve kahrirricâl” duâsını okusun, buyurulmuştur.

 

ZENGİN OLMAK İÇİN OKUNACAK DUA

 

 Ya ilâhe’l-âliheti’r-refi-i celâlüh”

 

“Ey ilahların ilahı; şanı yüce ve en yüksek olan Allah’ım!”

Arkasındanda “Ey Rabbim! Helalinle beni haramdan koru, fazlınla beni zengin kıl, kendinden başkasına muhtaç etme!” diye dua etmek lazım.

 

Bu esmayı ve duayı günde 21 kere okumayı adet haline getiren kişi fakirlikten ve maddi sıkıntılardan kurtulur; kendisine hiç beklemediği, bilmediği, ummadığı yerlerden rızık kapıları açılır. Dünya ve ahiret huzur ve mutluluğuna kavuşur. Ancak bilinmelidir ki, dua bir güven ve teslimiyet ifadesidir. Ayrıca bir ibadettir.

Bu tür dualar yapıp esmalar okuyan kimseler çok defa şöyle bir hataya düşüyorlar:

 

“Dua ettim ama kabul olmadı, çok esma okudum ama bir sonuç alamadım…” Dua ve ibadetlerin cevabı hemen verilmese de mutlaka kabul olur, dilekçe gibi ileme koyulur. Diğer bir husus ise dua ve ibadetlerin karşılık ve mükâfatları hemen verilmeyebilir. Bu da tehir edilip esas muhtaç olacağımız ve hiçbir kimseden bir şey isteyemeyeceğimiz âhirete bırakılmış olabilir. Öncelikle bir kul olarak bize düşen, günlük ibadetlerimizi yapıp hayatımızı düzene koymak ve servet verdiği takdirde yanlış yerde kullanmayacağımıza dair Allah’a güven vermek ve neticeyi yine ondan beklemektir.

 

Hiçbir ibadet ve itaati olmayanların sadece belli bir çıkar için Allaha dua etmesi elbette ya gecikmeye veya neticesiz kalmaya neden olabilir. Her şeyden önce kulluk etmek ve bunu benimsemek, Allah’ın hakkımızdaki takdirine razı olmak ve teslim olmak lazımdır ki, bize ulaşacak nimetlerin önü açılıp dileğimiz yerine getirilsin…

Yorum Yaz